ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

NESH'İN HİKMETİ ve RECM MESELESİ
YA DA
KUR'AN'I ANLAMAK İSTEMEYENLER

Misyoner J. Gılchrıst, iddialarına devamla diyor ki:

"Sahih-i Müslim ve el-Buhari gibi güvenilir İslam Hadis­le­rinde, Kur'an'ın ilk günlerinde bile değişiklik gösteren sayısız ayetlerin bulunduğu ifade edilmektedir. Buna göre, söz konusu o a­yetler, bugünkü mevcut Kur'an'da bulunmuyorsa, o zaman bi­linç­li olarak dışarıya çıkartılmışlardır ve kuşkusuz bu Tanrı yönlendirmesiyle yapılmayıp bütünüyle insani yetki ve anlayışla gerçekleştirilmiştir."

Bu iddia da, dayanaktan yoksundur. Belli ki yazar, 'nesh' konusunda tamamen cahildir. Belki de, kasten böyle bir iddiada bulunmaktadır. Çünkü Kur'an'a ön yargılı bakmaktadır; görevi de zaten inkar etmek değil midir?

'Nesh', bir ayetin lafzının ya da hükmünün, daha sonra nazil olan ayetle kaldırılmasıdır. Nesheden ayete 'nâsih', hük­mü kaldırılan ayete 'mensuh', mensuh olmayan ayete 'muh­kem' adı verilir.

"Nesh, aslında; Allah'a göre nihai hükmü beyan, kullara göre ise ilgadır. Ancak, birinci hükmün sona ereceği vakit bildi­ril­me­di­ğinden, ikinci hükmün gelişinde, mahdut ilmimiz bunu tağyir zannetmektedir. Allah Teala bazı hükümlerini, diğer bazı hükümlere naklettiğinde, zatına daha önce gizli kalan bir durumun meydana çıkması söz konusu değildir. O, nâsihi de mensuhu da, mah­lukatı yaratmadan önce bilmektedir. Fakat yüce hikmetiyle, mensuh olan ilk hükmün, muayyen bir vakitte sona erecek bir hikmet ve maslahat ile sınırlı olduğunu da bilmektedir."(Prof. Dr. S. Yıl­dı­rım, K. Kerim ve Kuran İlimlerine Giriş, s. 103)

Nesh hakkında Kur'an'ın şu beyanı manidardır:

"Herhangi bir ayetin (hükmünü) yürürlükten kaldırır ve­­­ya ertelersek (yahut unutturursak) onun yerine (sevapça) da­ha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın herşeye kadir olduğunu bilmez misin?"(Bakara Sûresi, 106)

"Kur'an'da asıl olan nesh değil, ihkamdır. Yani normal ola­rak ayetler mensuh değil, muhkemdir. Bazı müfessirlerin mensuh ol­duğunu iddia ettikleri ayetlerin çoğu, aslında 'ihtiyaç zamanına kadar beyanın tehir edilmesinden ibarettir.'"(S. Yıldırım , a.g.e., s. 103)

Bütün insani değerlerini kaybetmiş 'Cahiliyye Asrı'nı, kaybettiği değerleri kazandırarak 'Asrı Saadet'e dönüş­tür­mek i­çin Cenab-ı Hakk'ın, nihai ahkamını yerleştirinceye kadar geçici hükümler koyması O'nun en güzel hikmetlerinden bi­risidir. İşte nesh budur.

Onun için, lafzı ve manası mensuh olan birçok ayeti Kur'­an-ı Kerim'de aramak, vahyin hakikatini idrak edeme­mektir.

Bir de ehl-i tahkik alimler, lafzı mensuh olduğu halde hükmü cari(geçerli) ayetlerden bahsetmektedirler. İşte Müs­­lim'de rivayet edilen; "Zina eden evli erkek ve kadının her ikisini de recmediniz(taşlayarak öldürünüz)" şeklinde Hz.Ö­mer'­in işaret ettiği ayetin de, lafzı mensuh olduğu halde hük­mü­nün baki olduğu bildirilmiştir.

"Şayet bu ayet, yazılması lazım geldiği halde yazılmamış olsaydı, Kur'an'ın toplanması hususunda Hz.Ebubekir'e ilk işareti ve­ren, onun vefatından sonra mushafın muhafızlığını yapan Hz.­Ömer'in, bu işe müdahale etmemesi mümkün değildir. Her ne ka­dar Ömer Rıza; ‘Bu rivayet de esassızdır. Unutmamalıyız ki bu ri­­va­yetler, bilahere zındıklar tarafından uydurulmuştur,' (İslam Ta­rihi / Sadrı İslam, vı. 133) diyerek ismi geçen Hadis-i Şerifi redde­di­yorsa da, bunu kabul edemiyoruz. Çünkü ravilerin her ikisi de si­ka­dır(güvenilir.) Fakat, metni mensuh olduğu için mushafa yazılmamıştır."(İsmail Karaçam, K. Kerim'in Nüzulü ve Kıraati, s. 227)

Bununla birlikte 'recm' cezasının Tevrat'ta mevcut oldu­ğunu ve Hz.Peygamberin bir devlet reisi sıfatıyla, kendisine baş­vuran Yahudilere bunu uygulamış olabileceğini söy­le­yenler de yok değildir...

Bütün bu rivayet ve yorumlar, Cenab-ı Hakk'ın kıyamete kadar koruyacağını vadettiği Kur'an'ın bozulmamış, ek­le­me ve çıkarma yapılmamış yegane kitap olduğuna asla halel getirmez. Çünkü belirtmeye çalıştığımız gibi Kur'an, bizzat Peygamber Efendimiz tarafından, vahyedildiği gibi yazdırılıp kontrol edilmiş, nice hafızlar tarafından ezberlenmiş ve toplanan ilk nüshalarına aynen uygun olarak ço­ğaltıla çoğaltıla günümüze kadar gelmiştir.

Bugün Kur'an'ın basımı, çoğaltılması ve ezberlenmesi hu­susunda bütün dünya Müslümanlarının olağanüstü hassasiyeti malumdur. Elimizde Rusya'da, Bulgaristan'da ba­sıl­mış K. Kerim örnekleri mevcuttur. O rejimler altında bi­le Kur'­an'ı bozamadıkları anlaşılıyor. Bu, bugünkü Müs­lü­man­ların, kitaplarına imanlarının ve bağlılıklarının bir so­nu­cu değil midir?!.

Acaba; Peygamberin rahlesinde, dizi dibinde yetişmiş, vahyi tahsil etmiş ilk Müslümanlar, Kur'an'a karşı, onu ko­ru­mak hususunda bizden daha mı az hassasiyet göstermiş­lerdir? Haşa, ne münasebet!..Bizler, o güzide ashabın, Kur'­an ve İslam uğrunda çektiği eziyet ve meşakkatin kaç mil­yonda birini çektik ki?..Allah'ın kitabı ve Din-i Mübin-i İs­lam uğrunda gözünü kırpmadan canını verebilen insanlardan bahsederken hep Sahabe-i Güzini örnek vermiyor mu­­yuz?...

Şunu iyi bilmeliyiz ki; biz sahip çıkmasak da, Ashab şuurunda olmasak da; Cenab-ı Hak, dinini/Kur'an-ı Mübini ilel­ebed yaşatacaktır. Ama kaybedenler, hep sahip çıkma­yanlar ve tökezleyenler olacaktır.

 
alt_banner