ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

KUR'ANI ANLAMAK ve O'NA TABİ OLMAK

Âlemlerin Rabbi; ilk insan ve ilk peygamber Âdem (a.s.)'­dan son peygamber Hz.Muhammed Mustafa(s.a.v.)'e kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberleri, insanlığa yol gösterici gerçek önderler olarak gönderdiği gibi onlar aracılığıyla tebliğ ettiği yüz dört kitabı da, hidayet rehberleri olarak nâzil buyurmuştur.

Aynı Allah'ın (ki, O'ndan başka ilah yoktur) aynı görevle sorumlu elçileri olmak bakımından peygamberler arasında bir fark yoktur.(el-Bakara, 285) Ancak mertebe ve fazilet ba­kı­mından peygamberlerin kiminin kimine üstün kılındığı da ayetle sabittir.(el-Bakara, 253)

Öyleyse; -insanlığı aynı ulvi hedefe çağırma bakımından- ilahi kitaplar arasında da fark yoktur. Ancak muhteva, hitap alanı ve fazilet bakımından kitapların da farklı olduğunu söyleyebiliriz. Hal böyle olunca; en son ve âlemşumül bir kitap olan Kur'an'ın yüceliği tartışma götürmez. Hâtemü'l-Enbiya ve Resûl-ü Sekaleyn olan Peygamber Efendimiz'in yü­celiğinin tartışılamayacağı gibi.

Kendinden önceki bütün kitapları nesh etmesi (hükmü­nü kaldırması) ve kıyamete kadar -korunarak- hükmünün de­vam edecek olması, Kur'an'ın başka bir farkını ortaya koy­­maktadır.

Bütün bunlara rağmen, geçmiş bütün peygamberlere ve bütün ilahi kitapların asıllarına inanmak bir Müslümanın iman borcudur.(el-Bakara, 285)

Cenab-ı Hak, Kur'an'ı Nasıl Takdim Ediyor?

Yüce Rabbimiz, Son Seygamberi aracılığı ile en büyük mucize olarak gönderdiği Kur'an'ı, bizzat kendisi tanıtıyor ve vahiy yoluyla takdim ediyor:

"Sana bu Kitab'ı, herşeyi açıklayan ve Müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik."(en-Nahl, 89)

"(Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıktan aydınlığa; yani her şeye galib (ve) övgüye layık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır."(İbrahim Sûresi, 1)

"Ramazan ayı -ki; insanlara yol gösterici, hidayeti, doğ­ruyu ve yanlışı birbirinden ayırdedip açıklayıcı olarak- Kur'­an o ayda indirilmiştir."(el-Bakara, 185)

Bu ayetlerin açık beyanı, Kur'an'ın genel olarak şu özelliklerini tespit etmemizi sağlıyor:

Kur'an, herşeyi açıklayan(tıbyan) bir kitaptır: Kur'an, birçok ayetinde, kendini "Kitab-ı Mübîn" olarak tanıtıyor. Yani, "Apaçık Kitap"; herşeyi en net ve duru bir şekilde be­yan eden bir kitap.

Cenab-ı Hakk'ın, insanlığın hidayeti için gönderdiği ki­ta­bını noksan ya da anlaşılmaz bir kitap kabul etmek; Kur'­an'­ın gönderiliş gayesine ve Allah'ın sıfatlarına ay­kı­rı­dır. Kullarının her zaman ve mekanda ihtiyaçlarını bilen (Alîm /Habîr olan) Allah(c.c.) noksan sıfatlardan mü­nez­zeh­tir (Süb­handır.) Onun için, Allah'ın kitabında, in­san­lığın her me­sele­si­ne bir ışık bulabilirsiniz. Yeter ki; mesele­nizi Kur'an'ın nu­ruyla aydınlatmaya karar veriniz. Rab­bimizin şu ayeti, Kur'­an'­ın her hususta bizim için yeterli ve yol gösterici oldu­ğu­nu beyan etmiyor mu?:

"Yaş ve kuru, hiçbir şey müstesna olmamak şartıyla apa­çık bir kitapta(Levh-i Mahfuz'da /Kur'an'da)dır."(el-En'am, 59)

Kur'an, müminler için bir hidayet kaynağıdır: Kur'an, kendisine inananlara en doğru yolu(Sırât-ı Müstekîm) gösterir. Münkirler, Kur'an hidayetinden müstefid olamazlar. Çünkü ışıktan mahrum olanlar, karanlıkta yollarını daima şaşırmaya mahkumdurlar. Kur'an'ın nurunu, samimi ola­rak rehber edinenler, yollarını asla şaşırmazlar. Evet, "Ken­din­de hiçbir şüphe bulunmayan Kur'an," "Takva sahipleri için bir hidayet rehberidir."(el-Bakara, 2)

Kur'an bir rahmettir: Kur'an; "Alemlere rahmet olarak gönderilen"(el-Enbiya,106) Hâtemü'l-Enbiya(s.a.v.)'in en bü­yük rahmet mucizesidir.

Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.), 'rahmet' olan Kur'an'ın mü­­­bel­­liği olduğu için 'alemlere rahmet' olmuştur. Çünkü O, in­karı sebebiyle kurumuş ve ölmüş gönülleri, Kur'an'ın rahmet sağanaklarını serpmek suretiyle yeşertmiş ve diriltmiş­tir. Bugün dahi insanlığın dirilişi, o 'Ebedi Rahmet'e bağ­lı­lıkla mümkün olmaktadır. Kur'an'ın rahmetinden mah­rum olmak demek; dünyada da, ukbada da huzursuz ve eza içinde yaşamak demektir.

Kur'an, bir müjdedir: Kur'an, kendine tabi olanları hi­dayetle,(el-İsra, 9) fani dünyanın ve ebedi ahiretin her türlü huzur ve saadetiyle; en güzeli de, cennet ve cemalullah ile müjdeler. İnkara saplanıp kalanları da 'elîm bir azap'la müj­deler-!-..(el-Bakara, 25)

Kur'an, furkandır: Yani; doğru ile yanlışı, müsbet ile menfiyi, iyi ile kötüyü, haram ile helali, hak ile batılı...mutlak manada ancak Kur'an'ı mikyas yaparak, onu ölçü alarak ayırt edebilirsiniz. Gerçek adaleti, ancak Kur'an'ın ebedi düsturlarıyla sağlayabilirsiniz.

Öyleyse; insanlık huzur, barış ve gerçek mutluluğu tatmak istiyorsa; her türlü derdinin devası için Kur'an eczanesine müracaat etmek zorundadır. Yani; Kur'an'ı, -Allah Re­su­lünün, ashabına yaşattığı gibi- yaşamak durumundadır. Bu da; Kur'an'ın özünden ve ruhundan habersiz olarak üç-beş ayet meali ezberleyip ahkam kesmekle olmaz...Bu, an­cak; Kur'an'ı bir bütün olarak anlayıp davranışlarına aksettiren "Peygamber vârisleri"nin, yani bizleri Allah'ın Sevgili Re­­sûlü'ne ve Rabbü'l-alemine vardığı yoldan taşıma liya­ka­tindeki gerçek Allah dostlarının terbiyesine girmekle; erenlerin tezgahında dokunmakla mümkün olacaktır.

 
alt_banner