ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

KUR'AN SAPASAĞLAM ELİMİZDEDİR

Kur'an vahyinin yazılması, bir kitap halinde toplanması ve korunmasındaki titizlik ve sağlamlığı; Türkiye'deki mis­yo­ner bir teşkilat tarafından (Müslüman mahallesinde salyangoz satanlar tarafından...) şahsıma postalanmış bir kitaptaki iddialardan hareketle izah etmek yerinde olacaktır. (John Gıl­chrıst; Kur'an ile Kutsal Kitap-Tevrat/Zebur/İncil-Arasında Karşılaş­tır­malı Bir İnceleme; s:21 vd./Aynı iddialara, Turan Dursun da, 'Din Bu' adlı kita­bın­da yer veriyor...)

J. Gılchrıst imzalı ve ciddi bir inceleme edasıyla kaleme alınmış ki­ta­­pta şunlar söyleniyor: 

n "Bugün yeryüzünde bulunan en eski Kur'an nüshası, İslam Peygamberinin ölümünden en az 150 yıl sonrasından kalmalıdır. Bu nedenle Kur'an'ın, Muhammed'in izleyicilerine bıraktığı Kur'­an ile tamamen aynı Kur'an olduğunu göstermek kesinlikle mümkün değildir. Böyle bir iddia kesinlikle ispatlanamaz."

Bu iddiaya cevabımız şudur: 

n Kuran , Eski Ahit gibi bin yıla yakın bir süreçte yazılma­mıştır. Ya da İnciller gibi kendisini getiren resullerin(!) ö­lü­­­münden 40-50 yıl sonra kaleme alınmamıştır. Elde bulunan en eski Kuran nüshası -Musa'dan 500 yıl sonraya ait en eski Tevrat nüshasının ya da İsa'dan üç yüzyıl sonraya ait en eski İn­cil nüshasının aksine- Peygamberimizin vefatından çok kı­sa bir süre sonra yazılmış olan Hz.Osman 'ın ve Hz.Ali 'nin mus­ha­fıdır. Kuran'ın ilk vahyedildiği günden bu yana tek harfi bile değişmeden bize ulaşmış olması, tarihsel verilerle ispatlanan açık bir gerçektir.

Bugün İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi 'nde, Hz.Os­man '­ın ve Hz.Ali 'nin bizzat istinsah ettiği(yazdığı) Kur'an'ı Ke­rim mevcut olduğuna göre bu iddia geçersizdir. Hz.Osman (ö.656) , Peygamber Efendimizden (ö.632) 24 sene sonra, Hz.Ali (ö.661) ise 29 sene sonra vefat etmişlerdir. (Onlar ki; ömürleri boyunca Allah Resulü'nün rahle-i tedrisinde yetişmiş; yi­ne Resulullah tarafından, -hayatta iken- cennetle müjdelenmiş ve vefatından sonra da, O'nun dört büyük halifesi olmuş mümtaz şah­siyetlerdir.)

Ayrıca; Özbekistan'ın başkenti Taşkent 'te yine Hz.Os­man'­ın mushafı olarak müzede sergilenen noksansız ve ha­rekesiz bir Kur'an da mevcuttur. Tarihi kaynaklar, Hz.Os­man zamanında çoğaltılan Kur'an'ların -kıraat vecihlerine im­kan vermesi açısından- noktasız olduğunu; noktalamanın hicri 65 yıllarında Abdülmelik b. Mervan (ö.705) zamanında, harekeleme işinin de Ebu'l- Esved ed-Düeli (ö.688) , Ha­san Basri (ö.728) , Nasr b. Asım (ö.707) veya Yahya b. Ya'­mur '­dan (ö.746) her biri tarafından yapıldığını bildirir.

Öyleyse; en eski Kur'an nüshasının Peygamberimizden 150 sene sonraya ait olduğu iddiası, tamamen mesnetsiz bir uydurmadır. Öyle dahi olsa; bu, Kur'an'ın aslının bozuldu­ğu anlamına asla gelmez.

Peygamber Efendimizin vefatının hemen ardından Kur'an ayetlerinin ehliyetli bir heyet tarafından ne büyük bir titizlikle cem edildiği ve daha sonra aslına uygun olarak yine 'kılı kırk yararcasına' çoğaltılıp yaygınlaştırıldığını bi­lenler için bunda hiçbir şüphe yoktur.

Öte yandan Kur'an, nice hafızların akıllarında ve gönüllerinde ilahi ve silinmez bir nakış olarak bulunmakta idi. Bugün dahi, elde Kur'an'ın yazılı hiçbir metni olmaksızın, onu eksiksiz yazabilecek belki binlerce hafız bulabilirsiniz! Siz, hiç İncil veya Tevrat hafızı duydunuz mu?!..

Müteselsilen hafızı bulunan ve tevatür yoluyla günü­mü­ze kadar ulaşmış ve kıyamete kadar devam edecek olan Kur'­an-ı Azimüşşanın yazılı ilk nüshalarının bulunmayışı neyi değiştirebilir ki? Zaten o günün imkanları dahilinde deri, hurma dalları, yassı taşlar, tahta, deve ve koyunların kürek kemikleri üzerine zamanla bozulabilecek boyalarla yazılan ilk ayet tablolarını teknik açıdan uzun süre muha­faza etmek imkan dahilinde değildi.

İlk mübelliği Hz.Muhammed(s.a.v.) tarafından, 'Sıddı­ki­yet' ma­kamıyla ve cennetle tebşir edilen Hz.Ebubekr-i Sıd­dık gibi bir halifenin cem ettiği; yine aynı mübelliğin dilinden 'Meleklerin dahi haya ettiği' haya timsali ve o da cennetle müjdeli Hz.Osman-ı Zinnûreyn tarafından aslına uygun ola­rak istinsah edilmiş (çoğaltılmış), en mühimi; onu nazil bu­yuran Cenab-ı Hak tarafından daha ilk ayetlerinde, "Lâ raybe fîh: kendisinde hiçbir şüphe olmayan " (Bakara Sûresi, 2) olduğu ve tebdil ve tahriften korunmasının bizzat kendisi ta­rafından tekeffül edildiği bildirilen (Hicr Sûresi, 9) Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'a inanmaktan ve bağlı olmaktan daha bü­yük bir nasib ve lutuf bilmiyorum.

 
alt_banner