ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

İznik Konseyi'nde Ne Oldu?
Ya Da İsa(a.s.) Niçin İlah Olamaz?

Hıristiyanlığı anlatan internet sitelerinde ve diğer yayınlarda, İznik Konseyi'nden hareketle İncil'in (güya) tahrif e­dil­mediği savunuluyor. [Bu konuda, İngiltere'deki bir misyo­ner teşkilatı tarafından şahsıma gönderilen 'İznik Konseyinde Neler Oldu?' (Çeviren: Yakup Yazman) isimli kitapçık da, aynı şeyleri detaylı bir biçimde anlatmaktadır.]

İnternetten (http://www.kutsalkitap.org./hane/kkdm/22.htm) ak­ta­ra­cağım aşağıdaki yazı; tahrifatın apaçık delilleri­ne rağmen misyonerlerin aksini savunmadaki çelişki ve inatlarını ve mu­hatabına inandırıcı görünme ve aldatma gayretlerini an­­lama bakımından ibret vericidir:

İznik Konseyi'nde Ne Oldu?

Türkiye'de yaygın olan uydurma bir hikâyeye göre; İ.S. 325'te toplanan İznik Konseyi 'nde papazlar bir yığın İncil'den dört ta­nesini seçip, diğerlerini yok etmişlerdir. Bu aslı astarı ol­ma­yan hikâyeye inanılması gerçekten son derece şa­şırtıcı bir şeydir.

Tarih ilmini iyi bilenler bilir ki: Tarihte cereyan ettiği söy­­lenen bir hadiseyi doğrulamanın tek yolu, o hadisenin görgü şahitlerinin yazılarını incelemek ve değerlendirmektir. Tarih ilmi bundan ibarettir. İznik Konseyi ile ilgili bilinen tarihi kaynaklar o konseye katılan ve orada konuşma­ları kaydeden Evstatyus , Atanas ve Evsebyus 'un eserle­ridir. Bu belgeler konsey başkanı olan Antakyalı Evs­tat­yus '­un bir eseri; Atanas 'ın " İznik Konseyi'nin Kararlar ı" adlı eseri (İ.S. 350 ile 354 yılları arasında yazmıştır) ve 369 yılında Kuzey Afri­ka­lı dini liderlere yazdığı bir mektup; Sezariyeli Ev­seb­yus '­un 325 yı­lında yazdığı bir mektuptan oluşmaktadır. Bun­lar­dan baş­ka hiçbir kaynak yoktur.

Bunlara göre İznik Konseyi 'ne katılanlar sadece İsa Me­sih'­in Tanrılığını tartışmak için toplanmışlardır. (Mesih'in yer­­­yüzünde yaşadığı zamandan beri zaten O'nun Tanrı sıfatına sahip olduğu kabul edilmişti ama bir iki önemli din önderi yeni bir yorum getirerek, Mesih'in Tanrı sıfatına sahip olmadığı hak­kında yeni bir fikir ortaya koydukları için konsey toplanmıştı.) Konseye katılanlar arasında İncil metni ya da içeriği ko­nu­sunda herhangi bir ihtilaf olduğu kesinlikle kay­de­dil­me­miş­tir. Bu tartışmada taraflar aynı İncil ayetlerinden faydalanmışlardır.

Zaten İ.S. 325 yılında İncil'i tahrif etmek imkânsız bir iş olurdu. O tarihe gelindiğinde Hindistan'dan İrlanda'ya, E­ti­yopya'dan Kuzey Almanya'ya kadar her yerde İsa Mesih'e inanan topluluklar vardı. Bir sürü değişik mezhebe ait olan bu topluluklar hiçbir zaman bir tek idare merkezinin kont­rolünde değillerdi. Yani, hiçbir papa ya da başka bir hü­kümdar İncil'i imha ya da tahrif edebilecek konumda ve güçte olamamıştır. ( Ayrıca, Roma Katolik Kilisesi'nin ilk papa­lığı, "Papa Boniface" ile İ.S. 606 yılında başlamıştır.) Kaldı ki, o çağda bile İncil'in asıl Grekçesi'nin ve çeşitli tercü­me­le­ri­nin binlerce nüshası mevcuttu. Hepsini toplatıp yok etme­ye kimsenin gücü yetmezdi.

Konseyin sonunda İncil'in öğretişine dayanarak İsa Me­sih'in Tanrı sıfatına sahip olduğu ortak bir bildiriyle yayınlanmıştır. İ.S. 325'te İznik'teki konseyde hazırlanan ve bu­günkü Mesih İnanlıları mezheplerinin hemen hemen hepsince kabul edilen amentü (inanç bildirisi) şöyledir:

'Her şeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Ya­ra­tanı olan bir tek Baba Allah'a inanıyoruz; Bir tek Rab İsa Mesih'e inanıyoruz: Allah'ın Oğlu, Baba'dan doğan biricik Oğul, yani Baba'nın öz varlığından oluşan Allah'tan Allah, Nurdan Nur, gerçek Allah'tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil, Ba­ba'­nın özünden çıkmış, Baba'nın aynı öz varlığına sahip olan, Kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve in­sanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O'dur; Ve Kutsal Ruh'a da inanıyoruz.' (*)

İşte, gerçekler ortadadır. İncil tahrif edilmemiş ve de­ğiş­ti­rilmemiştir. İsa'nın Tanrılığı hakkındaki inanç, İznik Kon­seyi'nde uydurulmuş değildir; başlangıçtan beri ve her de­vir­de bütün Mesih İnanlıları topluluklarınca benimsenmiştir.]

***

Tarihi gerçekler ışığında ve bugünkü mevcut İncillere bakıldığında, yukarıdaki iddiaların bir aldatmacadan ibaret olduğu anlaşılacaktır. Bugün Hıristiyanlar, İncillerdeki a­caiplik ve çelişkileri nasıl izah edeceklerdir? Bugün elimiz­de Hıristiyanlarca makbul sayılan çelişkili ve akl-ı selime ve ev­rensel gerçeklere uymayan batıllarla dolu dört İncil var­ken yukarıdaki iddiaların ne hükmü olabilir?..Üstelik 'şe­ca­at arz ederken sirkatini söylemek' misali, mezkur savunmada;

(*): Hıristiyanlığın bu amentüsü, Hz.İsa tarafından değil; çok daha sonra gelen din adamları tarafından oluşturulmuştur. Halbuki İslam'ın amentüsü, Kur'an'da açıkça beyan edilmiş ve Hz.Muhammed tarafından bizzat tebliğ edilmiştir./Bk.: K.K. 2/285, 4/78-79, 4/136)

"İznik Konseyi'ne katılanlar sadece İsa Mesih'in Tan­rılığını tar­tışmak için toplanmışlardır (ve) İsa Mesih'in Tan­rı sıfatına sahip olduğu ortak bir bildiriyle yayınlanmıştır," denmektedir.

İncil'e göre; İsa, haç üzerinde acı çekerken şöyle yalvarmaktadır:

“‘Eloi, Eloi, lama sabaktani' ki tercüme edildiğinde; ‘Allah'ım, Allah'ım; niçin beni bıraktın?!'” (Markos, 15/34)

Bu sözler, bir ilahın ağzından çıkabilir mi? Bu sözler, a­cıyla kıvranan çaresiz bir insanın, Rabbine yakarışından baş­ka birşey değildir. Öyleyse; İsa, bir ilah nasıl olabilir?..

***

II- Ayartılan, Tanrı Olabilir mi?

İsa'nın tanrı olduğunda şüphesi olmayan Hıristiyanlar, bu hususta yapılan itirazlara kendilerince -tutarsız da olsa- ce­vap verme gereği duymaktadırlar. Bir internet sitesinden iktibas ettiğim aşağıdaki yazı, bu garip çırpınışın bir ör­ne­ğidir:

Tanrı ayartılamaz. İsa ayartıldı/denendi.

Bundan dolayı İsa, Tanrı olamaz...

İsa'nın tanrılığını reddetmek için Müslümanlar, bazen İsa'nın ayartıldığını ve Tanrı'nın ayartılamayacağı, bundan dolayı İsa'nın Tanrı olamayacağı iddiasını ileri sürerler.

Yakup 1/13 şöyle der: "Ayartılan kişi, 'Tanrı beni ayartı­yor,' demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi ken­disi de kim­seyi ayartmaz." Aynı zamanda İbraniler 4/15 'te şöyle ya­zar: "Çünkü başkâhinimiz, zayıflıklarımızda bize yakınlık du­ya­mayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama gü­nah işlememiştir."

Mesih'in tanrılığına ilişkin itirazları reddetmeye oranla bu itirazı yanıtlamak biraz daha zordur; çünkü Kutsal Ya­zı­larda çok açık olmayan, İsa'nın tanrılığı ve insanlığı arasındaki ilişki alanına girer. İsa'nın iki doğası olduğunu aşağıdaki tabloda görüyoruz; fakat birbirleriyle nasıl ilişki içinde oldukları açık değildir.

İsa'nın Kişiliği:

Tanrı / İnsan

Kendisine Tapınıldı. (Matta: 2/2,11; 14/33; 28/9)

Kendisine dua edildi. (Elç.İşl.: 7/59; 1. Korintliler: 1/1-2)

Tanrı olarak çağrıldı. (Yuhanna: 20/28; İbraniler: 1/8)

Tanrı'nın Oğlu olarak çağrıldı. (Markos: 1/1)

Günahsızdır. (1. Petrus: 2/22; İbraniler: 4/15)

Herşeyi bildi. (Yuhanna: 21/17)

Sonsuz yaşam verir. (Yuhanna: 20/28)

Tanrılığın bütün doluluğu onda bulunur. (Koloseliler: 2/9)

Baba'ya tapındı. (Yuhanna: 17)

Baba'ya dua etti. (Yuhanna: 17/1)

İnsan olarak çağrıldı. (Markos: 15/39; Yuhanna: 19/5)

İnsanoğlu olarak çağrıldı. (Yuhanna: 9/35-37)

Ayartıldı/denendi. (Matta: 4/1)

Hikmette gelişti/büyüdü. (Luka: 2/52)

Öldü. (Romalılar: 5/8)

Et ve kemikleri olan bedene sahiptir. (Luka: 24/39)

Kutsal Yazılar'dan İsa'nın insan doğasının kendi tanrısal doğasından hiçbir zaman ayrı olmadığını ve birlik içinde ol­­­duğunu görüyoruz. Kutsal Yazılar'da yine Tanrı'nın gü­nah işleyemeyeceğini görüyoruz ve Tanrılığın bütün do­lu­luğunun Mesih'te olduğunu görüyoruz. (Yuhanna: 1/1,14; Koloseliler: 2/9)

Bundan dolayı, İsa'nın Tanrı olduğu gerçeğini kabul et­tiğimize göre, İsa'nın günah işlemesinin olanaksız olduğu so­nucuna kolaylıkla varabiliriz. Öte yandan, İsa gerçek bir in­­sandı. Bundan dolayı, İsa'nın gerçekten ayartılmış olabileceğini söylemek adildir. Fakat soru inatla devam etmektedir: Eğer İsa'nın günah işlemesi olanaksız ise, o zaman gerçekten nasıl olur da ayartılabilir? Bunu yanıtlayabilecek yeterli yanıtım olduğunu zannetmiyorum. Fakat ben yine de yanıtlamaya çalışacağım:

İsa yaptıklarının tümünü Baba'ya bakarak yaptı. İsa şöyle söyledi, “İsa Yahudi yetkililere şöyle karşılık verdi: Size doğ­ru­su­nu söyleyeyim, Oğul, Baba'nın yaptıklarını görmedikçe kendiliğinden birşey yapamaz. Baba ne yaparsa Oğul da aynı şeyi yapar.” (Yuhanna: 5/19) Ayrıca İsa şunu da söyledi: “Ben kendiliğimden hiçbir şey yapamam. İşittiğim gibi yargılarım ve benim yargım adildir. Çünkü amacım kendi istediğimi değil, beni gönderenin is­tediğini yapmaktır." (Yuhanna: 5/30)

İsa, Matta 12:22-32'de cinleri insanlardan kovuyordu. Fe­risiler , İsa'nın yaptıklarının Şeytan'ın gücüyle yapmış ol­du­ğunu söyleyerek suçladılar. İsa onların bu suçlamalarının, Kutsal Ruh'a küfretmek olduğunu ve bağışlanmayacağını söyledi. İsa bunu neden söyledi? Çünkü İsa'nın hiçbir mu­cizesini tanrısal doğasıyla değil, içinde olan Kutsal Ruh ara­cılığıyla bir insan olarak yaptığına inanıyorum. Bundan do­layı İsa kovduğu cinleri Kutsal Ruh'un gücüyle kovuyordu. İsa'nın mucizelerinin, onun vaftizinde Kutsal Ruh'un ü­ze­rine gelmesinden sonra başladığını görüyoruz.

İsa Tanrı'nın yasasını yerine getirmek ve günahlarımız uğ­runa kurban olmak için insan olarak geldi. Bunu bir in­san olarak yaptı. Şeytanın ayartmalarına karşı dayanırken, Kutsal Yazılardan insan olarak alıntı yaptı. İsrail'de yer­yü­zündeki hizmetine başlamak üzereyken tanrısal doğasına dayanmadı. İnsan olarak ayartıldı ve Tanrı'nın Sözüne da­ya­nanak ayartılmaya karşı koydu. Kendi tanrısal doğası ile değil, Kutsal Ruh ile cinleri kovdu. Bundan dolayı, İsa tanrısal doğasında değil insan doğasındayken ayartıldı. Tan­rısal doğasından "destek" alarak yapmadı. Tersine, ayartılma anı geldiğinde tamamen Baba'ya, Kutsal Ruh'a ve Tanrı Sö­züne dayanarak ayartılmalardan başarıyla geçti.] (Bkz.: www.isamesih.org ve www.carm.org/islam/obj_Jesus-sin.htm)

Böyle bir şey olabilir mi? Hem insan, hem tanrı...Bazen insan, bazen tanrı...Ayartıldığı zaman insan, diğer zamanlarda tanrı...Yani İsa; hem insan, hem de tanrı...İnsanlar, onun hangi haline itibar edecekler?..

İsa, gerçekten tanrının kendisi ise; tanrı, kendi kendini mi ayartıyor/denemeye tabi tutuyor?..

Hem; "Bu itirazı yanıtlamak biraz daha zordur; çünkü Kut­sal Yazılarda çok açık olmayan, İsa'nın tanrılığı ve insanlığı ara­sındaki ilişki alanına girer..." deniyor, hem de; akıl, ilim ve din dışı bir takım zorlama izahlara giriliyor. Birşeyin ba­tıl olduğunu söylemek varken, hakikatin sınırlarını bu ka­dar zorlamaya gerek var mı?

***

İsa'nın 'tanrı' olamayacağını çeşitli vesilelerle açıkladık. Ancak Hıristiyan dünyasından da bir örnekle bu hususu pe­kiştirelim:

İngiltere Monoteist Kilisesi 'nin kurucusu John Biddle (1615-1622) tarafından deklare edilen on iki esasta, İsa'nın ulu­hiyetine haklı gerekçelerle karşı çıkılmaktadır:

" 1- Tanrı'dan farklı olan Tanrı değildir. Kutsal Ruh, Tan­­rı­'­dan farklıdır. Öyleyse Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

2- İsraillilere Kutsal Ruhu gönderen, Yehova'dır. Öyleyse Yehova, Kutsal Ruh Değildir.

3- Kendi isteğince konuşmayan, Tanrı değildir. Kutsal Ruh, kendi isteğince konuşamaz. Öyleyse Kutsal Ruh, Tan­rı de­ğildir.

4- Tanrıya hiçbir şey öğretilmez Mesih, öğretilen şeyleri söyler. Öyleyse Mesih, Tanrı değildir. Yuhanna, 8/26; 'Ben söylediğim herşeyi O'dan işittim.'

5- İsa Yuhanna İncili'nde şöyle der; 'Herşeye herşeyi veren her kimse, yalnız o Tanrıdır.' Başkalarından alan, Tanrı olamaz.

6- Başkası tarafından gönderilen, Tanrı değildir. Kutsal Ruh, Tanrı tarafından gönderilmiştir. Öyleyse Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

7- Herşeyi vermeyen, Tanrı değildir. Tanrı'nın verdiğini alan, her şeyin vericisi değildir.

Tanrı'nın verdiği şeyi alan, insandır. Verilenin, vericinin kudretinde ve tertibinde görülen Tanrı imajı saçmadır. Re­sullerin İşleri: 17-25 : 'Tanrı herşeye hayat soluğu ve bütün şeyle­ri verir.'

8- Yer değiştiren, Tanrı değildir. Kutsal Ruh, yer de­ğiş­ti­rir. Öyleyse; Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

9- Hükmün gelmesi için Mesih'e ibadet eden, Tanrı de­ğil­dir. Kutsal Ruh, böyle yapmıştır.

Öyleyse; Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

10- Kendisine iman edilmeyen, Tanrı değildir. İnsanlar, Kutsal Ruh'a iman etmediler.

Şakirdler bile. Öyleyse Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

11- Tanrı'dan olduğu için ikinci elden işiten Mesih, Tan­rı'­dan vahy edilen şeyleri bildirir.

Kutsal Ruh da, Tanrı'dan aldıklarını va'z etmiştir. Öy­ley­se; ne Kutsal Ruh, ne de Mesih, Tanrı değildir.

12- Tanrı'dan pek çok hususta farklı olan, Tanrı değil­dir. Kutsal Ruh, Tanrı'dan pek çok yönde farklıdır. Öyleyse Kut­­sal Ruh, Tanrı değildir." (*)

(*): Esasen, -Hıristiyan Amentüsü metni dışında- İsa, Yeni Ahid'in hiçbir yerinde ‘Ben Tanrıyım' demiyor. Bilakis, tam aksini söylüyor. Mesela, Matta 12/18'de; “İşte, benim seçtiğim kulum...” diyor. Tanrı'nın bu sözünü söyleye­rek, bunu kendisine tatbik eden İsa, Tanrı'nın kulu ve kölesi olmaktan gurur duymaktadır! Yine Matta 24/36 ve Markos 13/32'ye göre; dünyanın sonu ne zaman gelecek? sorusuna İsa şöyle cevap verir: “Fakat o gün ve saat hakkında, ne göklerin melekleri, ne de Oğul; yalnız Baba'dan başka kimse birşey bilmez.” Aynı şekilde Yuhanna 5/19'da şöyle denmektedir: “Doğrusu ve doğrusu size de­rim: ‘Baba'nın yapmakta olduğunu gördüğü şeyden başka Oğul kendiliğinden birşey yapamaz; çünkü O, ne şeyler yaparsa Oğul da onları öylece yapar.'” İsa, Tanrı olmadığını, fakat O'nda ‘fena fi'llah' olduğunu açıkça söylemektedir. (İslamiyet ve Hıristiyanlık, s. 23)

 
alt_banner