ust_banner

sol_blok

Ana sayfa
 
KURAN-I KERİM

HADİSLER
İNCELEME - ARAŞTIRMA
GÜNDEM YAZILAR
BAŞKA HAKİKATLER
EKÜMENİK KUTSAL KİTAP
<< Tamamını Oku >>

Apokrif Kitaplar

Kitab-ı Mukaddes
 
Linkler
İletişim

"(Resûlüm) de ki:
Ey Ehl-i Kitap!
(Yahudi ve Hıristiyanlar!) Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse, işte o zaman; 'Şahit olunuz ki, biz Müslümanlarız' deyiniz."

(Âl-i İmran S., 64)

Hıristiyanlıktaki Yırtılmalar ve Protestanlık

Hıristiyanlığın Üç Safhası

Hıristiyanlığı, üç safhada incelemek ve değerlen­dir­mek mümkündür:

1- Tevhid Safhası: Hıristiyanlığın doğuşundan İznik Kon­sili'ne kadar olan dönemdir. Bu dönemde Hıristi­yan­lığa Tev­­hid anlayışı ha­kim­dir.

2- Hz.İsa'yı Tanrılaştırma, Putperestlik ve Teslis Saf­ha­sı: İz­nik Konsili'n­den itibaren başlayıp günümüze kadar de­vam eden dönemdir. Bu dönemde, İsa'nın Tan­­rılı­ğı­na/ Tes­lis'e ina­nanlar, Hıristi­yan­lık âlemine hakim du­rumdadır.

3-Reform Hareketleri ve Tasaffi Safhası: Bu dönem; Hı­ristiyanlık'taki aşırı bozulmalara, Katolik baskılara kar­şı dur­ma, çar­pık­lıkları giderme ve bir bakıma yeni­den özü a­ra­­ma hareketlerinin varlığını gösterdiği an­cak genel bir ha­ki­mi­yet sağlayamadığı dönemdir. Bu dönemin en öncü hareketi Protestanlık'tır.

***

Her üç dönemde de, Hıristiyanlık içinde birçok mez­­hep zuhur etmiştir.

. İlk dönem içinde; Ariusçuluk ve Paul de Samosate ta­raf­tarlarını öne çıkmış görüyoruz. Bu mezhepler, Hz.İsa'nın, i­lah­lığını redderek onun Allah'ın kulu ve resulü olduğunu ka­bul ediyorlardı.

(İznik Konsili'nden sonra orta­ya çıkan ilk mezhep olan Macedonius ve taraftarları da, Ariusçu görüşe sa­hiptiler ve Ru­hu'l-Kudüs'ün tanrılığına karşı çıkıyorlardı.

Yine Nesturiler ; başlangıçta İsa Mesih'in hem ilah ol­ma­dı­ğını, hem de ilahın oğlu olmadığını savunuyorlardı. Daha sonra; monofizit bir anlayışa dönerek, ilahlıkla insaniyetin İsa'da birleştiğine inanmaya başladılar.)

. İkinci dönemin mazisinde; -iyilik ve kötülük tanrıla­rı ol­du­ğu­nu kabullenen- Marcione taraftarlarını, -Hz. Meryemin de Hz.İsa gibi tanrı olduğunu kabullenen- Ber­beraniler 'i (*) - Hz.Mer­yem'i, Allah'ın anası kabul eden Mariolatry(Mer­yem­ci­lik)'i ve -Mesih'in tek bir tabiata sahip olduğuna ve o tabiat­ta tanrılık ve insanlık un­surun imtizac etti­ği­ne inananan Ya­ku­biler' i zikredebiliriz.

Bu dönemin en büyük mezhepleri; -bugün de varlığını etkin bir şekilde devam ettiren- Katoliklik, Ortodoksluk ve -re­form­cu özelliğine rağmen- Protestanlık (**) ve monofizit bir anlayışa sahip olan Ermeniler 'dir.

A nglikan Kilisesi , Protestan mezhepler içinde Katolik­liğe en yakın olanıdır. (***)

(*): Kur'an-ı Kerim bir ayetinde, bu inançta olanlara işaret ederek şöyle buyuruluyor: “Allah; ‘Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi, beni ve anamı, Allah'tan başka iki ayrı ilah olarak kabul edin, dedin?' buyurduğu zaman o; ‘Hâşâ! Seni ten­zih ede­rim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim, Sen onu şüphesiz bilirdin. Sen, benim içimdekini bilirsin; halbuki ben, Senin zâtında olanı bilmem.Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca Sensin.”(el-Maide, 116)

(**): Katoliklik, Ortodoksluk ve Protestanlık inancına göre; Tanrı birdir fakat üç şahıstadır. Yani ilahlık cevheri, tamamen birbirine eşit ama özel tabiatları bulunan üç şahıstan müteşekkildir. Katolik ve Protestanlar(Lutherciler ve Cal­vinciler) Ruhu'l-Kudüs'ün, Baba ve Oğul'dan südur ettiğine; Ortodokslar ise, yalnız Baba'dan südur ettiğine inanırlar. Yani bu üç mezhep, monofizit de­ğil­dirler.

(***): 1509-1547 yılları arasında İngiltere hükümdarı olan Henri Vİİİ, karısı Catherine'yı boşamak istemiş fakat Papa Clement Vİİ bu boşamayı meşru saymayınca Henri Vİİİ ve ona bağlı olan İngiltere Devleti, 1534'te Papalık'tan ayrılmıştı. İşte Anglikan Kilisesi, bu sebepten doğmuştu...

Yine 18. asırda İngiltere'de ortaya çıkan Methodistler ; iba­detlere değil imana ve Kutsal Kitab'a önem veren pro­tes­tan­­lardır.

Mormonlar ise; Joseph Smith (1805-1844) tarafından Kuzey Amerika'da oluşturulan önemli bir fırkadır. 1832'de “Ahir­za­­man Azizleri” adını almışlardır. Teslis'i üç ayrı tanrı ha­lin­de kabul ederler. (*)

. Üçüncü dönemin reformist öncülüğünü Protestanlık yap­mıştır. Ancak Hıristiyanlığın tasaffi etmesi/saflaşıp özü­ne dön­­­mesi yolunda daha cesur çıkışlar yapan küçük mezhepler de ortaya çıkmıştır. Mesela; 16. ve 17. asırda İtalya'da zuhur e­den -Teslis'i reddedip Tevhid'i esas alan- Unitariens Mez­hebi, günümüzde hala -Amerika ve İngiltere'de- etkili du­-­­

(*): Mormonlar'ın diğer bazı inançları: Kendileri dışındaki Hıristiyanları müş­rik sayarlar. / Dini görevleri fahri olarak yürütürler. / İsa'nın dönüşünün Amerika'ya olacağına inanırlar. / 1830'da kurucuları tarafından yayınlanan kitabın vahiy eseri olduğuna inanırlar. (‘İsa Mesih'in Son Zaman Azizler Kili­sesi' tarafından Salt Lake City, Utah A.B.D.'de yayınlanan bu kitabın, 2001'de Almanya'da Türkçe olarak basılan bir nüshası özel kütüphanemde mevcuttur. / Mormon Kitabı, Yakın Doğudan Batı Yarıküreye yolculuk eden insanların öy­kü­sünü anlatmaktadır. Kitabın büyük bir kısmı, doğru Nefi'yle kardeşi La­man'­ın soyundan gelen insanlarla ilgilidir. Lamancılar Nefilerle savaşıp onları yok ederler. Tanrı da, Lamancıları kara derili yaparak lanetler. Lamancılar günü­mü­zün Amerikalı yerlileridir. Nefi peygamberlerinin sonuncusu ise altın levhaları sak­layan, sonra da Joseph Smith'e bir melek olarak görünen Moroni'dir.) / Mormonlar, Kutsal Kitap'ın ilk el yazmalarının tümüyle kusursuz Tanrı Sözü olduğuna inanırlar; ancak gerek metinlerin özensiz kopyalanması ve gerekse kötü çeviriler yüzünden Kutsal Kitap'a hatalar girmiştir, derler. Bu bahaneyle Mormon öğretilerini çürüten belli başlı ayetler reddedilir. / Onlara göre; Tan­rı da, ruh da maddidir. / O, insan şeklindedir. İnsanlar da Tan­rılaşabilirler. / Tanrı'nın çok zevcesi vardır; zevcesi Meryem vasıtası ile Me­sih'i dün­yaya ge­tirmiştir. / Çok evlilik güzeldir. (Nitekim, kurucularının hap­se atıl­dık­tan son­ra linç edile­rek öldürülmesinin ardından Mormonlar'ın başına geçen B. Young'un 26 karısı vardı.) / Zinanın cezası, ölümdür. / Ölüle­rin di­ril­mesin­den ve son hükümden sonra bin yıl geçince, dünya ebedi olarak devam e­decek ve ebedi kılınmış insanlar tarafından meskun olacaktır. (Bkz.: Mevcut Kay­nak­la­ra G öre Hıristiyanlık, s.165)

rum­dadır ve 16. asırdan beri Macaristan'da bir kilisesi bu­lun-ması yanında dev­letçe tanınan dört dini gruptan birisidir.

Yine -1575'de İngiltere'de yakılarak cezalandırılan- Ana­baptistes 'ler de Ariusçu inanca sahip idiler.

1874'de Charles Taze Russel tarafından Amerika'da ku­ru­lan “siyasî bir cemiyet ve Yahudiliğin de tesiri altında ol­du­ğu anlaşılan yeni bir Hıristiyan Tarikatı” olan ve bugün dünyada etkin bir misyonerlik faaliyeti sürdüren Yahova Şa ­ hit­leri de Teslis'i kabul etmezler. (*)  

Protestanlık 

Haçlı Seferleri (1096-1270), papalara ve din adamlarına güvenin sarsılmasına sebep olarak Avrupa'da reform hare­ke­tlerinin başlamasına; Haçlı sürülerinin İslam Mede­ni­ye­tiyle tanışması ve İslam Dünyasındaki birçok gelişmeden et­kilenmesi de rönesansın başlamasına zemin hazırla­mıştır.

Bilhassa Endülüs İslam Devleti'ndeki ilmi/medeni ge­lişmeler Avrupayı etkilemişti. Bununla birlikte; Endülüs İs­lam Devleti'nde Müslüman hocalardan ders okuyan Batılı

öğrenciler, memleketlerine gittiklerinde kendi din adam­la­rı­nın durumuna karşı çıkıyorlar ve dinde reform yapılmasıgerektiği düşüncesini yayıyorlardı. Bu düşünceyi ilk savunanlar ateşte yakılarak cezalandırılsa da (Jeremi ve Hous gi­bi), hızla yayılan reform düşüncesi sonunda Erasmus,

(*): Yahova Şahitleri 'nin diğer bazı inançları: İsa, Yahova'nın yarattığı ilk mah­luktur ve onu Hıristiyan din devletini kurmak için görevlendirmiştir. / Dün­yanın son günlerinde -ki o günlerdeyiz- büyük ‘Armagedon' savaşında İsa'­nın kumanda ettiği Tanrı Yahova'nın kuvvetleri karşısında şeytani kuvvetler yok olacaklar ve İsa, Şahitlerle ve yeniden dirilmiş iyi insanlarla bin yıl hük­me­decektir. / Cennet, bu dünya üzerinde kurulacaktır. / Hiçbir ülkenin bay­ra­ğı­nı selamlamak, askerlik yapmak ve seçimlere katılmak meşru değildir. / Zina dışında boşanma yasaktır. / Kan ve organ nakli caiz değildir. (Bkz.: Yahova Şa­hit­lerinin İçyüzü)

Thomas Moore ve nihayet Ulrich Zwingli ve Martin Luther ile zirveye ulaştı. 

***

1482'de fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Martin Luther, hukuk öğrenimini yarıda bırakarak Te­o­loji(İlahiyat) eğitimi aldı ve din felsefesi üzerinde de­rin­leş­ti. Roma ziyareti sırasında; Papalığın, Hıristiyanlığı ne hale ge­tirdiğini görerek hayal kırıklığına uğradı!..

Ruhi bir isyanla ülkesine dönen Luther, Papa Leon 'un, Roma'daki Sainte Petrus Kilisesi 'ni yeniden kurmak için çı­kar­dığı endülijans senetlerinin satışına karşı çıktı ve kilise­ye bu senetlerin geçersiz olduğunu belirten bir ilan astı. Bunu duyan papa, onu -yargılamak üzere- Roma'ya çağırdı ama o gitmedi. Bunun üzerine papa, Luther'i afaroz eden bir ferman yayınladı. Luther, bu fermanı, Vittemburg'ta hal­kın önünde yırttı ve muhalefetine hız kazandırdı. Daha sonra Alman İmparatoru, onu medeni haklarından mah­rum ettiyse de, Saksonya Prensi kendisini himaye etti.

Daha sonra 1529 senesinde imparator, 1521 senesinde çıkan afarozu uygulamak istediyse de Luther taraftarları bu­na şiddetle karşı çıktılar ve bu kararı protesto ettiler. Bundan sonra Luther taraftarlarına -protesto edenler, karşı çıkanlar anlamında- Protestan denildi. (Bkz.: Hıristiyanlık Üzerine Konferanslar, s. 286-301) Daha sonra bu kavram, Katolik gele­ne­ğe karşı çıkan herkes için kullanılmaya başlandı.

Geçmişten bugüne birçok taraftar bulan Protestanlığın bel­li başlı kabulleri şunlardır:

1 - Yalnız Kutsal Kitab'ın hükümleri geçerlidir. Kutsal Ki­tab'a uymayan konsil kararları ve azizlerin ve din adam­la­rı­nın kararlarına uymak mecburiyeti yoktur.

2 - Her Hıristiyan, Kutsal Kitab'ı okuyup tefsir edebilir. Bu, din adamlarının tekelinde değildir.

3 - Herkes, ibadetini, kendi diliyle yapmalıdır.

4 - Kilisenin, günah affetme yetkisi yoktur. Günahları yalnız Tanrı bağışlayabilir. Endülijans, hurafedir. (*)

5 - İsa'nın resim ve heykellerine, azizlere ve onlardan ka­lan eşyalara ta'zim caiz değildir.

6 - Ruhbanlık zaruri değildir ve din adamları evlenebilir.

7 - Zwingli fırkasından olan reformculara göre, Ko­mün­yon ayininde; şaraba batırılmış ekmek yemek ve şarap iç­mek, sadece bir hatıra olarak ya­pı­lır. Katolik, Ortodoks ve Lut­her­cil­er e göre; ekmek ve şarap, gerçekten İsa'nın etine ve kanına dönüşür. Calvinciler e göre ise; sadece seçilmiş­ler, ru­ha­ni ve hakiki olarak İsa'nın vücudunu elde ederler. Diğer­le­ri, ekmek ve şarabın maddi varlığından başka birşey elde ede­mezler. (Bkz.: Mevcut Kaynaklara Göre Hıristiyanlık, s. 177)

Protestanlık, her ne kadar tam anlamıyla Hıristiyanlığı bü­tün hurafelerden arındırıp öze inmeyi başaramamışsa da; Hıristiyan dünyanın inançlarını sorgulama hususunda büyük tesirler icra etmiştir. Nitekim reform hareketle­rin­-

(*): “Katoliklerde, eski ve imtiyazlı olan ‘günah çıkarma' müessesesi, ibtidai şeklinden epey uzaklaşmış halde hala duruyor...Günahlarından dolayı pa­pa­zın huzurunda Tanrı'ya tövbe eden kişiye papaz şöyle der: ‘Baba'nın, Oğul'un ve Mukaddes Ruh'un adına günahlarını affettim.' Halbuki papaz, ilahi affın ü­midini vererek, günahkarı teselli etmesi gerekir; affetmesi değil. Zira af yetki­si, tamamen kalplerimizin sırlarını bilen Tanrı'ya aittir.

İslam'da günah çıkartma müessesesi yoktur...Kur'an-ı Kerim, yapılan suçun tamirini, sadaka vermeye ve yalnız Allah'tan af dilemeye bağlamıştır. İşte bu konuda iki ayet-i kerime:

‘Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dilese­ler ve Peygamber de, onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve mer­hamet eden olduğunu görürlerdi.' (en-Nisa, 64)

‘ Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz. Bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız için­dir. Eğer sadaka verecek birşey bulamazsanız, üzülmeyiniz; Allah, şüphesiz ba­ğış­la­yandır, acıyandır.' (el-Mücadele, 12)

Müslümanlar, şefaatin, Hz.Peygamber'in şahsî ve inhisarî bir imtiyazı ol­duğuna inanıyorlardı ki, vefatından sonra O'nun yerine hiç kimseyi koymamış­lardır. İslam'da, doğrudan doğruya, aracısız ve formalitesiz olarak Allah'tan istenen aftan başka af dileme şekli yoktur.” (İslamiyet ve Hıristiyanlık, s. 33-34)

den sonra birçok Batılı yazar, Hz.İsa'nın ilah olmadığını, sa­dece Tanrı'nın kulu ve elçisi bir insan olduğunu cesaret­le yazmışlardır. Filozof Renan bunlardan birisidir. Ünlü Rus yazar Tolstoy da, bu konuda şöyle yazmaktadır:

“Bir ferisi olan Pavlus, Yahudi inancını Hıristiyanlığa gir­di­re­­rek onu yolundan saptırdı. Pavlus'tan bu yana, Talmut, kili­se­le­rin kanunu haline geldi ve İsa Mesih'in gerçek talimleri unutuldu, kayboldu. O talimler, mükemmel Tanrısal niteliklerini kaybettiler ve vahyin halkası koparıldı. İsa Mesih'in Tanrılığı hiçbir şeye dayanmaz...”( Hıristiyanlık Üzerine Konferanslar, s. 303)

***

Tarihi bir tesbit olarak şu gerçeği vurgulamak yerinde o­la­caktır: Yeryüzünde başka hiçbir din, Hıristiyanlık kadar de­ğişik inançlara ve din savaşlarına sahne olmamıştır.

Tarihten bugüne Hıristiyanlık'ta meydana gelen ciddi kırılmalar, yırtılmalar, önemli reform hareketleri ve gü­nü­müzdeki arayışlar; umarız ki, -Bediüzzaman'ın da işa­ret ettiği gibi- (inşallah tasaffi ederek) yeniden Tevhid'e kavuşmaya ve İslamiyet ile imtizac etmeye vesile olur!.. (*) 

(*): Bu hususta, Yahudilik için -aynı derecede- ümit taşıyamıyoruz. Çünkü muharref Yahudilik; tarihten bugüne aşırı ırkçı, bağnaz, kindar ve za­lim tutumunu -artırarak- sürdürmektedir. Yahudilikte de birçok mezhep ortaya çıkmış olsa da, Yahudiliğin bu çizgisinde, -tarih bo­yu- ciddi bir kırılma görül­me­miştir.

“Yahudi mezheplerini genel olarak; muhafazakar, ortodoks ve reformist fır­ka­lar şeklinde e­­le alabiliriz.

Muhafazakar Yahudilik; 19. yüzyılda Alman Yahudileri arasında zuhur et­miş, daha sonra Amerika'da taraftar bulduğu için mezheplerini oraya nakletmişlerdir.

Ortodoks Yahudiler; İsrail Devleti vatandaşı olanlar başta olmak üzere en büyük gurubu meydana getirirler.

Reformist Yahudiler; Moses Mendolsohn(1729-1786) öncülüğünde Avrupa Yahudileri arasında zuhur etmiş, ancak bugün çoğunluğu Amarika'da yaşamaktadır.

Yahudilikte -tarihten bugüne oluşmuş- bellibaşlı mezhepler; Şamranim, Pe­ruşim, Sadukim, Esseniler, İseviye ve Karaim mezhepleridir. (Ebu İsa tara­fın­dan Emeviler zamanında kurulan İseviye mensupları, Hz.İsa'nın ve Hz.­Mu­hammed'in peygamberliklerini kabulediyorlar ve bu kabulün Yahu­di­le­rin dini inançlarına zarar vermediğine inanıyorlardı.Bu mezhebe göre içki ya­sak­tı...)” (İlahiyat Fak. Dinler Tarihi Ders Notları, Orhan S. Yüce­türk, İzmir-1982)

 
alt_banner